Tanımlamacılık

zeynel sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Tanımlamacılık felsefesinin tanımı[düzenle]

Bu dünya bir tanımlamalar dünyasıdır. Herşey bir tanımlamaya indirgenebilir. Zaten felsefeyi mümkün kılan dilin kendisi bir tanımlamadır. Doğal olayları anlamamızı sağlayan matematik ve sayılar da tanımlamadır. Biz insanlar doğayı dil aracılığı ile anlıyoruz; kendi aramızda dil aracılığı ile iletişim kuruyoruz. Dil tanımlama olduğuna göre bütün farkındalıklar tanımlamalardır. Doğayı bile anlamıyoruz veya keşfetmiyoruz fakat tanımlıyoruz. Bunu görmek basit. Doğayı ölçerek anladığımız varsayarsak, ölçmek demek bir birim tanımlayıp ölçmek istediğiniz miktarı o birimle mukayese etmektir. Yani doğa konusunda, sadece bildiğimizi bilebiliriz diye bir laf söyleyebiliriz çünkü birimi tanımlayan biziz. Doğayı, eğer bizim ölçtüğümüzden ayrı bir doğa varsa, birimimiz ile doğayı tanımlamış oluyoruz.

Tanım, standart, birim ve sabit de ilgili kelimelerdir. Bilim adamları bu kavramlara yeterli ilgiyi göstermezler. Standart, birim ve sabitin tanımlama olduklarını dikkate almazlar. Mesela matematikçiler binlerce yıl Öklidin aksiyomlarının Öklid'in işine geldiği gibi yaptığı tanımlamalar olduğunu anlayamamışlardır. Öklid'in aksiyomlarının "kendiliğinden doğru gerçekler" olduğunu zannetmişlerdir. Yani bu dünyanın bir tanımlama dünyası olduğunu anlayamamışlardır. bu sebepten de ancak 19. yüzyıla gelindiğinde matematikçiler yeni tanımlamalar yaparak yeni geometriler tanımlayabileceklerini anlamışlardır.

Fizikçiler de bu dünyanın bir tanımlamalar dünyası olduğuna inanmak istemezler. Fiziğin kendisi kendi içinde tutarlı bir birim sisteminden başka bir şey değildir. Fizikçiler bir de doğa sabitleri diye bir şeyler olduğuna inanırlar. Mesela Newton'un genel çekim sabiti G. Halbuki bu sabiti kendileri tanımlamışlardır sonra da kendilerinin tanımladığını unutup onu doğa sabiti yapmışlardır. Daha da komik olan, bu kendi tanımladıkları sabiti deneyler yaparak ölçmektedirler!

Tanrıları bile evreni tanımlayarak yaratmışlardır. Tanrılar derken kitap dinlerinin tanrılarından bahsediyoruz. Tevrat'ın, İncil'in ve Kuran'ın tanrısının aynı tanrı mı yoksa ayrı tanrılar mı olduğu bir tartışma konusu olabilir. Ama üçü de veya aynı tanrıysa, bu tanrı, bu kitaplarda yazıldığı gibi kainatı veya varoluşu tanımlamıştır. Ol demiştir olmuştur. Tanımladıktan sonra da tanımladıklarını beğenmiştir.

Tanımlanan şeyin bir grup insan tarafından beğenilmesi yani sabit tutulmasına karar verilmesi ile yeni şeyler yaratılır. Aynı tanrının yaptığı gibi. Mesela tüzel varlıklar olan şirketler böyle yaratılır. Bir grup insan bir araya gelir ve bir anlaşma metni tanımlarlar. Sonra bu tanımladıkları metni beğenirler yani sabit tutarlar ve bir şirket kurulmuş olur. Devletler de tüzel varlıklardır ve onlar da tanımlamadır. Onları tanımlayan anayasalarıdır. Anayasa da aynı şekilde tanımlanır ve beğenilir ve sabit tutulur. Ve devlet var olmuş olur.

Yaşayan organizmalar da birer tanımlamadır çünkü organizmalar ortak yaşam sistemleridir. Değişik organizmalar ortakyaşam anlaşmaları yaparak yeni bir organizma yaratırlar. her anlaşma bir tanımlamadır ama anlaşmanın yazılı olması gerekmez. Sadece insanlar ve tanrılar yazılı anlaşma yapabilir. Hayvanlar ve diğer canlılar direk menfaat ilişkisi içine girerler. Fayda zarar ilişkisini ölçüp başka bir cinsle anlaşma yaparlar. Kedilerle insanların böyle bir anlaşması vardır. Köpeklerle insanların da öyle. Bu yazılı bir anlaşma değildir ama anlaşmadır. Eşekler ve katırlarla insanlar arasında da bir anlaşma vardır ama bu bir kölelik anlaşmasıdır. Bu yük hayvanları kediler kadar iyi bir anlaşmaya imza atamamışlardır.

Hayvanlar ile insanlar arasında anlaşmalar olduğu gibi, insanlar ile tüzel varlıklar arasında da bir anlaşma veya anlaşmalar vardır. Tüzel varlık, mesela devlet, insanlarla çeşitli anlaşmalar yapmıştır. Ama temelde tüzel varlık insanların efendisidir. Kimi insanlarla kölelik anlaşması vardır. Bu insanlar borçlu doğarlar ve hayatları boyunca borçlarını öderler. Diğer bir sınıf insanı işbirlikçi olarak tanımlar ve onlara bazı ayrıcalıklar tanır. Bunlar profesyonel sınıflardır. Tüzel varlık profesyonel sınıfları insanları sömürmek için gerekli kuramsal altyapıyı propaganda ve eğlence sanayı gibi geliştirmek ve uygulamak için kullanır. Hukukçular, fizikçiler devletin pis işlerini yapan insanlara karşı aracı sınıflardır. Bu sebepten onlar borç kölesi olan çoğunluktan daha yüksek standartlarda yaşarlar.